Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan fikir akımları

Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan fikir akımları

Fikir akımları

Osmanlı Devletinin zor duruma düştüğü 19. Yy’da, devletin toparlanması adına yapılan çalışmalar sürecinde bazı fikir akımları ortaya çıkmıştır. Bunlar; Osmanlıcılık, Türk birliği (Turancılık), Türkçülük, İslam birliği (İslamcılık), Batıcılık’tır.

Osmanlıcılık fikir akımı

Tanzimat Dönemi’nin son zamanlarında Genç Osmanlılar adında bir cemiyet kuruldu. Bu cemiyeti kuran bazı aydınlar daha sonraları cemiyet olarak siyasi faaliyetlerde bulunmaya başladılar. Bu cemiyeti kuran aydınlara göre ülkedeki isyanları bastırıp bütünlüğü korumak adına, ülke sınırlarında bulunan tüm milletleri Osmanlıcılık düşüncesi etrafında toplamak gerekiyordu. Bunu yapabilmek için ülke sınırları içerisinde yaşayan herkesin ırk, din, dil gözetilmeksizin eşit haklara sahip olması gerekliydi. Bu sağlanırsa birlik oluşur ve Osmanlı Devleti yıkılmaktan kurtulabilirdi. Bu fikirler ise ancak meşrutiyet ile vücut bulabilirdi.

Genç Osmanlılar sayesinde hazırlanan Kanun-i Esası (anayasa), Osmanlıcılık fikrini baz almıştır. Osmanlı bünyesindeki tüm milletlere Meclis-i Mebusan’da temsil hakkı tanınmıştır. Ancak tüm bu çabalar milliyetçi isyanları durdurmaya yeterli olmadı. Sonuç olarak Osmanlıcılık fikri etkisini kaybetti.

Türk birliği (Turancılık) fikir akımı

Turancılık, Türkçülük akımının siyasi yönünüdür. Turancılık akımının gayesi, bütün Türkleri aynı ülkede, aynı devlet içinde, tek bayrak altında toplamak, birleştirmektir. Bu fikir akımının öncüsü Ziya Gökalp’tır. Ziya Gökalp, bu fikrin amacını şu sözleriyle özetlemiştir: "Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan" Bu görüşü benimseyenler Turancı olarak adlandırılmıştır. Bu fikir akımı, aydınlar ve devlet adamları tarafından desteklenmiştir. Ayrıca İttihat ve Terakki Fırkası’nın öncüleri tarafından da destek görmüştür.

İttihat ve Terakki Fırkasının öncüsü olan Enver Paşa’da, devletin yıkılmaktan kurtulabilmesi için Turancılık fikrinin başarıyla uygulanması durumunda mümkün olabileceğini düşünüyordu. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nda yenilince Turancılık fikri zayıflamıştır. Turancılar artık Türkleri birleştirme fikrinin, Türkiye Türklüğü ile sınırlandırılması gereğini öne sürdüler. Ancak Enver Paşa bu fikre karşı çıktı. Daha sonra Enver Paşa Türkistan’da ordu kurdu ve orada Ruslara karşı savaştı. Yaptığı bu savaşlarda şehit oldu.

Osmanlıda Meclis-i Mebusan ile Kuva-i milliyecilerin "Misak-ı Milli" ilkesini benimsemelerinden dolayı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin milli egemenliği onaylamaları nedeniyle, 1920 yılından sonra Turancılık hareketi zayıflığa uğradı. Kurtuluş Savaşı’ndan galip gelindikten sonra da Turancılık anlayışı bitmiştir. Artık, tüm Türkleri aynı ülke, tek bayrak altında toplama fikri yerine vatanın tanımı;, üzerinde yaşanılan toprağın sınırlar ile çevrilmesi olarakkabul edilmiştir.

Türkçülük fikir akımı

Türkçülük tarih, edebiyat ve dil alanında yapılan çalışmalar sayesinde daha çok bir kültür hareketidir. Bu düşünce akımı, Osmanlıcılık ve İslamcılık fikrinin hakim olduğu dönemlerde yer edinememiştir. Fakat bu akımların Osmanlı Devleti’ni çöküşten kurtaramaması nedeniyle Türkçülük akımı benimsenmeye başlanmıştır. Bu akımın güç kazanmasında en büyük etken Rusya’nın Türk ülkelerinde yaptığı işgaller sonucunda buralardan kaçan Türklerdir.

Türkçülük düşüncesinin temeli; bir milleti oluşturan unsurlar, dil, din, soy ve ülkü birliğidir. Bu doğrultuda Osmanlı yönetimindeki Türklere milli bilinç aşılanmalıydı. Ziya Gökalp sayesinde bu Türkçülük akımı ilmi bir içerik kazanmıştır. Ziya Gökalp, Osmanlı Devleti’nin çöküşten kurtulabilmesini yeni bir hayata bağlamıştır. Bu hayat üç şeye dayanır. Bunlar;
Türkçü olmak. Dilde, hukukta, güzel sanatlarda Türk kültürüne bağlı olmak gereklidir.
İkinci olarak İslam Ümmetinden olmak gerekir.

Üçüncü ise batı medeniyetini örnek almaktır. Bilimde, felsefede batıyı örnek almak gerekir.
Ziya Gökalp, uygar olmakla kültürü birbirinden ayrı tutmuştur. Kültürde batıyı benimsemeyi değil, Türk kalmayı müdafaa etmiştir.

İslam birliği (İslamcılık) fikir akımı

İslamcılık akımı, 19. Yy’ın ikinci yarısında, hele ki 1877-1878 Osmanlı-Rusya savaşından sonra oldukça önemli hale gelmiştir. İslamcılık fikrinin temel ilkesi dindir. Bu düşünceye göre hangi milletten olunursa olunsun bütün Müslümanlar halifenin etrafında birlik olmalıdır. İslamcılara göre Osmanlı Devleti’nin geri kalma sebebi, şeriat esaslarından kopmalarıdır. İslamcıların bir kısmı şeriattan biraz bile olsun ayrı davranılmamasını savunurken bir kısmı da bilimde, endüstride vb. maddi açıdan katkı sağlayacak gelişmelerde, batının örnek alınmasında sakınca görmüyordu. İslamcılık 19. Yy’ın sonlarında devletin politikası olacak derecede önemli bir fikir akımı haline gelmiştir.

II. Abdülhamit, İngiltere ve Rusya’da yaşayan Müslümanları onlara karşı kışkırtmak istedi ancak bu düşünce Osmanlı Devleti’ni çöküşten kurtarmaya yeterli olmadı.

Birinci Dünya Savaşı’nda cihad ilan edilmesine rağmen bazı Araplar, Türklere karşı ateş açmıştır. Bu olayla, İslamcılık düşüncesinin başarısız olduğu açıkça görülmüştür.

Batıcılık fikir akımı

Osmanlı Devleti’nin 17. Yy’da birçok Avrupa ülkesinden geri kaldığı kabul edilmişti. Buna istinaden ıslahat hareketlerinde batılılaşmaya çalışılacaktı. İlk önce askeri alanda batılılaşmaya çalışılmış daha sonra bu batılılaşma hareketleri devlet ve toplum hayatında da etkili olmaya başlamıştır. Batıcılık, bir düşünce akımı haline II. Meşrutiyetle gelmiştir. Batıcılık fikrini savunanlar, çıkardıkları dergilerle düşüncelerini aktarmaya çabaladılar. Batının üstünlüğünün bilimle sağlandığını, buna karşı gelinmemesi gerektiğini söylediler.

Bu düşünceyi savunanlar, tek kadınla evliliği, laik mahkemelerin kurulması gerektiğini, Latin harflerinin kabulünü, medreselerin, tekkve ve zaviyelerin kapatılmasını, fes yerine başka daha modern bir başlığın kabulünü, ekonominin millileşmesi gibi modern ve yenilikçi uygulamaların gerekliliğini ileri sürdüler.
Batıcılığı savunanlar arasında da görüş ayrılıkları vardı. Kimisi batının tamamıyla değil teknolojide örnek alınması gerektiğini, kültürünün alınmamasını, Türk kültürünün varlığını sürdürmesi gerektiğini savunuyorlardı. Bir başka kısım ise batının tamamıyla örnek alınması gerektiğini savunuyorlardı.

fikir akımları Başlıkları

Fikir akımları Osmanlı devleti fikir akımları